Aristoteles eğitim hakkında....

Yaratılış bakımından bütün kişiler öğrenmek isteği içindedirler... Aristoteles öğrenim hakkında...

14 Ocak 2012 Cumartesi

Karakter Gelişimi İçin 100 Yol

Bir insana verilen değer, onun ahlâk ve karekteriyle bağlantılıdır. Hak katında ve halk katındaki kıymetimiz, ahlâk ve karekterimizin gelişmesi nispetindedir. Okul idarecileri öğrencileri hayata hazırlarken, bu yönde geliştirmenin yollarını arar dururlar. Bu gâyeyle bazı üniversitelerde, ahlâk ve karekter gelişim merkezleri bile kurulmuştur

Karakter Eğitimi için 100 Yol
Yusuf ALAN

Bir insana verilen değer, onun ahlâk ve karekteriyle bağlantılıdır. Hak katında ve halk katındaki kıymetimiz, ahlâk ve karekterimizin gelişmesi nispetindedir. Okul idarecileri öğrencileri hayata hazırlarken, bu yönde geliştirmenin yollarını arar dururlar. Bu gâyeyle bazı üniversitelerde, ahlâk ve karekter gelişim merkezleri bile kurulmuştur.
Amerika Boston Üniversitesi'ndeki böyle bir merkezin, öğrencilerin ahlâk ve karakter gelişimiyle ilgili olarak yaptığı bir çalışmada, çok sayıda öğretmen ve idarecinin fikirlerinden yararlanılmış ve 100 maddelik bir tavsiye listesi hazırlamıştır. Her kültürden öğrencinin yararlanabileceği bu listedeki bazı maddeler kültürümüze adapte edilerek değiştirilmiştir. Bunları okuyunca, bazılarını zaten uygulamakta olduğumuzu görecek, diğerlerine karşı içinizde bir şevk uyanacaktır. Şimdi bu listeyi baştan sona iyice inceleyelim:

1- Kahramanlık ve fedakârlıklarıyla meşhur olmuş kişilerin fotograflarını koridor ve odalara asın.

2- Öğrenciler için ahlâk ve karakter gelişimi konusunda bir rehberlik programı başlatın.

3- Topluma hizmet maksadıyla belli misyonlar taşıyan gruplar oluşturun.

4- Bir çocuğun diğerleri tarafından şamar oğlanı yapılmasına mani olun.

5- Akademik, spor veya sanat yetenekleri dışındaki kabiliyetleri keşfetmek üzere programlar geliştirin.

6- Öğrencilerin davranışlarını ve topluma katkılarını ciddi bir şekilde ölçüp değerlendirin.

7- Öğrenci ve onlara rehberlik yapanların hemfikir oldukları kurallar tespit edin.

8- Velileri davet edip onların gelişmeleri inceleyip katkıda bulunmalarına fırsat tanıyın.

9- Misyonunuzu tanımlayan güzel bir söz seçip öğrencilerinizle paylaşın.

10- Her ay bir fazilet tespit edip bunun üzerinde çalışın.

11- Kendinize örnek aldığınız bir şahsiyeti öğrencilerinize tanıtın.

12- Tarihteki olayları gündeme getirip bu olaylarda nasıl davranılması gerektiğini tartışın.

13- Öğrencilerdeki iyilik sıfatının, en az onların akademik başarıları kadar önemli olduğunu görmelerine yardımcı olun.

14- Ahlâkla ilgili meseleleri ele alın, yani gerçekleri ele alın, delil toplayın, sonuçları tahmin edin ve karar verin.

15- Öğrencilerin topluma hizmet etmeleri için belli bir yapı dahilinde onlara fırsatlar oluşturun.

16- Örnek olun. Meselâ ortalıkta gördüğünüz bir kâğıt parçasını alın. Sizden sonra ders vereceklere bir saygı eseri olarak tahtayı temiz bırakın.

17- Kurumunuzda, ne türlü olursa olsun, nezaketsizliğe fırsat vermeyin.

18- Kaba ve küfürlü konuşmalara izin vermeyin.

19- Öğrencilerin kötü davranışlarını notlar, çağrılar ve ziyaretlerle velilere duyurun.

20- Çocuklarının güzel vasıflarını takdir etmek üzere velilerle irtibat kurun.

21- Öğrencilerin okulda çok çalışmalarının ahlâkî bir sorumluluk olduğu fikrini açıkça belirtin.

22- Meslektaşlarınızla konuşurken nazik olun.

23- Yaşadığınız yerdeki fedakâr ve önemli şahsiyetleri derslerde tanıtın.

24- Ödevlerin yapılması ve sınav sonuçlarıyla ilgili mükâfat sistemi kurun.

25- Bir bağış fonu oluşturun. Öğrencilerin bağışları istedikleri yere yapmalarına fırsat tanıyın.

26- Ailelerin ahlâkî otoritelerini destekleyin. Öğrencilerin ahlâkî problemlerini ebeveynleri ile çözmelerini sağlayın. Bu konuda öğrencilerle konuşarak niçin zora düştüklerini analiz edin.

27- Duvarlara güzel karakteri teşvik eden sözler asın.

28- Özellikle öğrencilerin o anki durumlarıyla ilgili ahlâkî ihtilaflara dair yaşanmış olaylardan örnekler verin.

29- Kahraman şahsiyetleri doğum günlerinde anın ve ne tür faziletlere sahip olduklarını anlatın.

30- Çocukların önem verdikleri vecizeleri yazıp duvarlara asmalarına izin verin.

31- Ahlâkî konularda makaleler getiren öğrencileri ödüllendirin ve bu yazıları analiz edin.

32- Kurumunuzdaki karakter meselelerini -güzel huylar vs- düzenli olarak müzakere edin.

33- Çocukların beklentilerini netleştirin ve onların bu beklentilere göre sorumluluk almalarını sağlayın.

34- Öğrencilerle ilgilenirken tutarlı olun ve duygusal davranarak doğruluk ve dürüstlüğünüze halel getirmeyin.

35- Hatalarınızı kabul edin ve bunları düzeltmenin yollarını araştırın. Öğrencileri de buna teşvik edin.

36- Hergün birkaç dakikalık ibretli bir hikâyeyi seslice okuyarak güne başlayın. Hikâyelerin kısa, ama ders verici olmasına dikkat edin.

37- Kurumunuzdaki ilkeler ve politikaları belirlerken bunların muhtemel tesirlerini ve öğrencilere ne tür mesajlar verdiklerini anlamaya çalışın.

38- Bir politika, faaliyet veya kararın sebeplerini açıklayın. Öğrencilerin sadece "nasıl"ı değil, "niçin"i de anlamaları için onlara yardımcı olun.

39- İyi bir öğrenci olmanın ahlâkî ve karakterle ilgili unsurlarını öğrencilerin tartışması için ortamlar hazırlayın.

40- Öğrencilere rekabet kavramını öğretin ve bunun ne zaman faydalı, ne zaman zararlı olduğunu anlatın.

41- Öğrencilere niçin öğretmenlik / belletmenlik yaptığınızı açıklayın. Öğretmenlik / belletmenlik yapmanın sorumluluğu ve öneminden ne anladığınızı açıklayın.

42- Topluma yaptığınız hizmetlerden öğrencilere bahsedin. Hangi gönüllü kuruluşlarda neler yapabileceklerini anlatın.

43- Öğrencilere medyayı eleştirel bir yaklaşımla analiz etmeyi öğretin. Medyadaki mesajlar ne tür bir karakteri teşvik etmektedir?

44- Mezun olup yüksek okula gitmiş, iş hayatına atılmış eski öğrencilerinizi davet edip tecrübelerini aktarmalarını sağlayın. Güzel alışkanlıkların onlara işlerinde nasıl yardımcı olduğunu sorun.

45- Muhitinizdeki yetişkinleri davet ederek onların karakter eğitimleri ve tecrübeleri konularını gündeme getirin.

46- Öğrencilerin empati geliştirmelerine yardımcı olun. Onlara şu tür sorular sorun: "Kimse seninle oynamak istemezse kendini nasıl hissedersin?", "Birisi senin isminle alay ederse neler hissedersin?"...vb gibi.

47- Kurumunuzda ihtilaflar doğduğunda öğrencilere saygı, açık görüşlülük, mahremiyet ve nezaketin önemini öğretin. Gıybet, dedikodu ve tahkire fırsat vermeyin.

48- Kibarlık üzerinde durun. Öğrencilere, diğer öğrencileri ve yetişkinleri dikkatli bir şekilde nasıl dinlemeleri gerektiğini öğretin.

49- Başarılı şahısların biyografilerini birlikte okuyup müzakere edin. Daha büyük çocukların farkındalık yeteneğini geliştirin. Bireylerin hataları olabileceğini, ancak takdire şayan sıfatlar da taşıyabileceklerini fark ettirin.

50- Büyük öğrencilerin küçüklere yardımcı olmalarını sağlayan ortamlar oluşturun.

51- İlk günden itibaren çok çalışmanın ve hedefe ulaşmak için belli standartlara riayet etmenin öneminden bahsedin.

52- Liseye devam eden öğrencilerin toplumda daha aktif olmaları için, gönüllü faaliyetler yapan kurumların yönetim kurulu toplantılarına katılarak katkıda bulunmalarını sağlayın.

53- Katmadeğeri yüksek, kaliteli eserler veren ve ülkenin sosyal enerjisini artırıcı örnek çalışmalar yapan şahsiyetlerin hayatlarını, alışkanlıklarını ve temel prensiplerini araştırma konusu olarak öğrencilere verin.

54- Diğer ülkelerde karakter eğitimiyle ilgili çalışmaları takip edin ve tecrübelerden yararlanın.

55- Öğrencilere teşekkür mesajları yazmayı öğretin. Öğrenciler için değerli çalışmalar yapanlara teşekkür mektupları yazdırın.

56- Öğrencilerin çalışmalarını değerlendirirken onlara yeteri kadar geri besleme (feedback) verin. Gelişmeleri ve başarıları konusunda onlarla samimâne ve teşvik edici bir iletişim kurun.

57- Büyük öğrencilerin, ebeveynler için yemekli bir program hazırlamasını sağlayın. Yemek yapmalarını, dekorlar kullanmalarını, hizmet etmelerini ve temizlik yapmalarını temin edin.

58- Öğrencilerin kurum için bir hizmet yapmalarını (ufak tamiratlar, tanıtım vs.) sağlayın.

59- Düzenli bir şekilde birlikte bina temizliği yapın.

60- Diğer din ve kültürleri tahkîr etmeyin ve başkalarına karşı âdil davranmanın önemini vurgulayın.

61- Hor görülen öğrencilere destek olun ve bu anları bir eğitim fırsatı olarak görün.

62- Canlılara karşı şefkatli olma düşüncesini aşılayın.

63- Ürünlerin tekrar kullanımıyla ilgili (recycle) kampanyalar başlatın. İktisatlı olma ve israftan kaçınmanın önemini anlatın.

64- Ülke çapında güzel ahlâkı destekleyen programlardan öğrencilerinizi haberdâr edin.

65- Öğrencilerin ebeveynlerinin de desteğiyle; muhitlerinde ufak temizlik işleri, ağaç dikme, ufak tamiratlar gibi çalışmalarla çevrelerine hizmet etmelerini sağlayın.

66- Kurumunuza ait bir şarkınız olsun ve yeni gelenlere bunun sözlerini ve manasını öğretin.

67- Eğer böyle bir şarkınız yoksa öğrenciler arasında bir yarışma düzenleyerek bir tane yazmalarını temin edin. Ne tür fikirlerin şarkıda yer alması gerektiği konusunda görüş alışverişinde bulunun.

68- Kurumunuzda belli kaidelerin önemini vurgulayın ve bu kaidelerin kurumun kimliği açısından önemini ifade edin.

69- Öğrencileri çevredeki yaşlı veya yardıma muhtaç insanlarla ilgilenmeye teşvik edin.

70- Öğrencilerinize başka şehir veya ülkelerden mektup arkadaşları bulun ve onların yazışmalardan öğrendikleri bilgileri paylaşın. O yerlerde hayatın nasıl olduğu konusunu gündeme getirin.

71- Karakter eğitimi için müfredatı kullanın. Meselâ dille ilgili çalışmalarda karakter analizleri yaptırın. Başkasının gözleriyle dünyaya bakmanın nasıl bir şey olabileceğini sorun.

72- Şefkatli bir şekilde yapıcı eleştirilerde bulunun ve öğrencilerin de bunu alışkanlık haline getirmelerini sağlayın.

73- Spor müsabakalarında, oyunlarda ve günlük ilişkilerde centilmenliğin önemini vurgulayın.

74- Okulun politikasını belirlerken öğrencilerin de katkıda bulunmasını temin edin. Onlara farklı politikaların karşılaştırılmasıyla ilgili ödevler verin.

75- İnsanı düşünmeye, tartışmaya ve yazmaya sevk eden alıntılar toplayın.

76- Öğretmen ve idarecilerin kullanabilecekleri, karakter eğitimiyle ilgili bir literatür listesi hazırlayın.

77- Kurumunuzu tanımlayan veciz bir söz bulun.

78- Üstün karakterli öğrencilere ait kayıtları arşivleyin.

79- Akademik ve sosyal problemleri çözüp özgüven kazanmaları için fırsatlar tanıyın.

80- Kurumunuzdaki ahlâkî atmosferi idarî toplantılarınızda gündeme getirin ve hedeflerinizi belirleyin.

81- Kurumunuza ait bir prensipler listesi hazırlayın ve bütün faaliyet ve politikalarınızda bu listeye atıflarda bulunun. Kurumdaki herkese bu listeyi neşredin ve dikkat çekici bir şekilde binada teşhir edin.

82- Bir e-mail listesi veya bülten tahtası hazırlayıp idareci ve öğretmenlerin karakter eğitimiyle ilgili fikir alışverişi yapmalarını sağlayın.

83- Haber bülteniniz aracılığıyla, öğrencilerinizin dikkat çekici davranışlarından velileri haberdâr edin.

84- Kurumunuzun tarihî ve başarılarına ait belgeler ve fotograflardan oluşan bir sergi hazırlayıp ziyaretçilere bunu gösterin.

85- Kurumda basit gibi görünen işleri yapan işçilerin ve gönüllülerin çalışma ve başarılarını toplu bir şekilde takdir edin.

86- Öğrencileri teşvik edecek ve onlara disiplin kazandıracak miktarda ödevler vermeyi ihmal etmeyin.

87- Çocuklara bir and söyletin ve bu metni velilere ulaştırın.

88- Giyimle ilgili standartlar belirleyip bunların eğitimle olan ilgisini açıklayın.

89- Öğrencilerin kendi aralarında kaynaşmasını sağlayan faaliyetler düzenleyin.

90- Öğrenci ve velilerin seminer, gezi gibi ortak bir projede görev almalarını sağlayın.

91- Binanın genel görünüşü konusunda dikkatli olun. Genel düzen ve tertiple ilgili herkesin katkıda bulunmasına çalışın.

92- Çevredeki itibarlı işadamlarının, girişimcilik konusunda öğrencilere rehberlik yapmalarını sağlayın.

93- Yeni gelen öğrenci ve işçilere rehberlik yapacak kişiler belirleyin.

94- Çevredeki memur, işçi veya işverenleri davet ederek iş hayatında karakterin öneminden bahsettirin.

95- Sporla ilgilenen öğrenci ve öğretmenlerin sporla ilgili ahlâkî ilkeler geliştirmelerini teşvik edin.

96- Muhitinizde karakter eğitimiyle ilgili toplantılar düzenleyin.

97- Karakter eğitimiyle ilgili bir logo hazırlatın.

98- Ayda iki defa öğretmen ve idarecileri biraraya getirerek ahlâkî prensipler içeren edebî veya felsefî bir metni analiz ettirin.

99- Veliler için karakter eğitimiyle ilgili bir literatür listesi hazırlayın.

100- Bir kitap klübü kurarak öğrencilerin ahlâkî eserler okumalarını sağlayın.

Bu listenin hayata geçirilebilmesi için okul idaresi farklı birimlere veya öğretmenlere kendisiyle ilgili maddelerin neler olduğunu ve onları nasıl uygulayacağını belirleme görevi verebilir. Meselâ, sporla ilgili olan maddeler spor birimi veya öğretmenine; benzer şekilde tarih, edebiyat, resim, gezi ile ilgili olanlar da alâkalı birimlere görev olarak verilebilir. Böylece, bu listede yer alan veya akla gelebilecek başka hususlar bir bütünlük içinde öğrenciye sunulursa, ahlâk ve karakter gelişiminde olumlu sonuçlar alınır.

Kaynak
- "100 Ways to Promote Character Education", Center for the Advancement of Ethics and Character, Boston University, ISACS UPDATE, Winter '94
- http://www.isacs.org/monographs/charctr2.html

6 Yaşındaki çoçuğun Gelişimi

Bu yaşlarda çocuklar oyun çağının birçok özelliklerini gösterir, 6 yaş zihni ve duygusal gelişmeleri bakımından okula devam edebilecek kadar olgun olunan bir yaştır.


6 Yaş Grubu Çocuklarının Psikolojik Özellikleri Bu çağda çocuğun zihin gücü ve belleği bir hayli gelişir. Çocukta somut düşünce tarzı hakimdir.. Duyguları ile düşünür. Gözlemler ve deneyler sonucu bir takım hükümler verebilir.. Çocuk çevresini toptan algılar. Soyut ve mantıklı düşünemezler Toplu öğretim en uygun öğretme sistemidir.. His ve heyecanlarının etkisinde kalarak yargılara varır. Olayları objektif olarak eleştiremez.. Sık sık kendini över .Bu dönemin sonunda kendi kusurlarını görmeye başlar Ve eleştirir.. Zaman ayarlayamaz. îlersi için plan yapamaz.. Sayılan kavramaya başlar. Basit toplama, çıkarma hesaplan yapar.

Dil Gelişimi

. Dil çok zenginleşir. Çocuk çok fazla kelime öğrenir.
. "Toptan görüş" hakimdir, Bunun için okuyacağı harflerden başlamak yerine, çocuk için anlamlı olan cümlelerden başlamak daha uygundur.
. Sessiz okuması, sesli okumasına nazaran daha hızlıdır.
. Bu çağın sonuna doğru yabancı dil öğrenmeye hazır hale gelir.

İlgiler

. Temsil oyunlarına ilgi, hayvanlarla ilgili temsiller, şarkılı temsillere ilgi devam eder.
. Kızlar; büyükler gibi giyinmeye, evcilik oynamaya
Erkekler; Şoförlük, Pilotluk, Askerlik gibi oyunlar oynamaya yönelirler.
. Böceklere ve diğer hayvanlara ilgi görülür.

Moral Gelişimi

. îyilik ve kötülük kavramları, ana-babanın beğendiği ve beğenmediği davranışları ile ilgili olarak değişir.
. Davranışlarının büyükler tarafından beğenilmesine önem verirler, Kusurlu görünmek onları endişelendirir.
. "Başkalarına zarar vermek kötüdür" gibi genel değer yargılarına varabilirler. Bu dönemde çocuklara hangi davranışların iyi veya kötü olduğunu tanıtmak faydalıdır.

Duygusal Gelişim

. En önemli duygusal ihtiyaçları sevilmek, beğenilmek, değer verilmektir. Anne, baba, öğretmen tarafından ne kadar ilgi ve sevgi görürlerse, ruh sağlıkları o kadar yerinde olur.
. îlgi merkezi olma isteği kuvvetlidir.
. Başarılı olma ihtiyacı kuvvetlidir. Gerçek başarılar elde edemezlerse hayali başarılarla övündükleri görülür.
. Bu dönemde korku, öfke, kıskançlık, neşe, sevgi gibi duygular bir çocuğun gününü birbiri ardına doldurabilir. Duygusal halleri çabuk değ4ir.
Arkadaşlarla ilişkiler
. Bu yaşta grup halinde oyun oynayabilirler.
. Arkadaşlık kısa sürelidir.
. Genellikle yakın arkadaşlarının kendi cinslerinden seçerler.
. Fakir-zengin ayrılığı gözetmezler. Fakat başka sınıf, okul ve çocuklara karşı cephe alırlar.
. Giyim, Konuşma, zevk bakımından çocuk, arkadaşlarını taklit eder. Rekabete girer. Sosyal yönden prestij kazanmak amacıyla güç gösterilerine girerler. Eşya ve aileleriyle övündükleri görülür.

Aile ilişkileri

. Aile büyüklerine karşı tavır takınır, yaramazlık eder. 
. Çoğu zaman kişiliğini gösterme, bağımsız olabilme çabasıyla inatçılık, dik başlılık, itaatsızlık olabilir.
. Büyüklerinin her şeyi daha iyi bildikleri ve yaptıklarını düşünürler. Ebeveynlerini kendine örnek seçer.
. Okulda günün önemli bir kısmını geçirmesine rağmen ana-baba sevgi ve ilgisine ihtiyacı çok kuvvetlidir.
Öğretmen ile ilgili bölüm,
. Çocuk öğretmenine büyük ilgi ve hayranlık duyar. Kendini beğendirmek için elinden geleni yapar.
. Çok görülen şikayet olayı, çok kere öğretmenin ilgisini çekmek için yapılır.
. Tenkitler çocuklarda çok büyük etki yapar. Alay ve şakalarda alınır.

Kazandırılması geren davranışlar:

1- Eşyalarını temiz ve düzenli kullanma,
2- Yatağını düzeltme,
3- Kıyafetlerinin kendisinin giymesi ve çıkarttıklarını katlayıp yerine koyması,
4- Sabah temizliğine dikkat etmesi, dişlerini fırçalaması,
5- Oyuncaklarını toplaması,
6- Kardeşleriyle iyi ilişkiler içinde olması,
7- Büyüklerine karşı saygılı olması,
8- Annesine yapabileceği ev işlerinde yardımcı olması,
9- Verilen ödevi zamanında yapması,
10 -Eve gelen misafîr çocuklarına iyi davranması,
11- Oyuncaklarını paylaşması,
12- Vaktinde yatma ve uyuma,
13 - Tuvalet temizliğine dikkat etme,
14 - Problemlerini rahatlıkla söylemesi,
15 - Okula uyum sağlama,
16 - Evini, okulunu, yakın çevresini tanıma,
17 - Temel insan ilişkilerinde nasıl davranacağını bilme,
18 - Toplumsal değerlere karşı olumlu bir tutum geliştirme,
19 - Sağlık kuruluşlarını bilme,
20 - Trafîk kurallarını bilme,
21 - Toplu yaşama kurallarını bilme,
22 - Doğayı sevme,
23 - Boş zamanlarını iyi değerlendirme,
24 - Zaman kavramını bilme,
25 - Okuma ve dinlenme becerisi kazanma,
26 - Türkçe'yi doğru kullanma,
27 - Okuma alışkanlığı kazanma,
28 - Günlük hayatta kullanılan toplama ve çıkarma yapma,
29 - Zihinden hesaplar yapma,
30- Seviyeye uygun problem çözme,
31- Varlıklar arasındaki ilişkiyi kavrama,
32- Sesini doğru kullanma,
33- Duygu ve düşüncelerini resimle ifade etme,
34- Artık malzemeleri kullanarak resim yapma,
35- Günlük işlerim yürütecek kuvvet, Çeviklik ve dayanıklılık kazanma,
36- Sağlıklı büyüme ve gelişme ile ilgili kuralları öğrenme,
37- Oyunları kuralarına göre oynama,

Okuma Alışkanlığı kazandırma:

1.Evde kitapların varlığı, çocukların okumaya hazırlanmalarını garantilemektedir.
2- Ana-babalar çocuklarına kitaplar okuyarak, Okumanın değerini iyi bir canlı örnek olarak çocuklarını okumaya yönlendirebilir.
3- Çocuğa yönelik resimli kitapları çocuğun ulaşabileceği yerde bulundurulmalı, çocuğun kitapla oynamasına ve sayfaları karıştırmasına izin verilmelidir. Resimler üzerinde konuşmalar, tartışmalar yapılmalıdır.
4- Çocuğa basit hikayeler okunmalıdır. Hikayeler üzerinde konuşulmalıdır.
5- Okunan hikaye ile çocuğun yaşadığı olaylar arsında ilişkiler kurulmalıdır.
6- Kitaptaki yazıları göstermek, sembollerin bir anlamının olduğunu anlatmak çocukta öğrenme isteğini arttırır.

Ailenin dağılması ve çocuk:

Çocuğun sağlıklı aile ilişkilerinden uzak kalması duygusal gelişimini etkilediği gibi, bedensel ve zihinsel gelişimini de olumsuz etki de bulunur.
1- Dikkatini bir konuya toplaması güç olur.
2- Diğer insanlarla başarılı ilişkiler kuramaz.
3- îçe dönük ve bencil bir kişi olur.
4- Kekemelik, alt ıslatma, sınıf içinde uyumsuzluk görülür.
5- Yaramazlık, aşın hareketlilik ya da gerçek olmayan bedensel şikayetler görülür.
6- Huysuzluk, saldırganlık ve hırçınlık görülür.

Anne veya Babası ölen çocuk:

- Çocuğun mutsuzluğu açıkça görülür.
- Çocukta ölüm korkusu meydana gelebilir.
- Terk edilmiş olma duygusu hisseder. Buna bağlı olarak yalnızlık, boşluk duygulan oluşur.
- Gizli suçluluk duyguları vardır. Gece korkusuna kabuslara neden olur.
- Aşırı ağlama, mutsuz görünme, taşkınlık görülür.

Tek çocuk:

- Tek çocuğun giyim ve eğitimi, beslenmesi daha kolaydır.
- Oyun arkadaşlarının azlığı önemli bir engeldir. Oyundan zevk alamaz. Yetişkinlerle konuşmayı yeğler. Oyun ona zamanla gereksiz gelir.
- Kardeş, çocuğu sosyal yaşama hazırlar. Yetişkinlerle iletişim kurması çocuğun kendini yaşıtlarından farklı görmesine sebep olur.
- Ana-Babasının yardımına hemen hazır olması, çocuğun güçsüzlüğünü arttırır. Güvensizlik duygusu artar.
- Tek çocukla çok fazla ilgilenilir, şımartılır. 
- Sabırsızlık ve hükmetme tek çocuğu sembolize eder.

Büyük çocuk

1- Anne ilk çocuğuna daha fazla özen göstermiştir, Deneyim eksikliği vardır. Aşırı hoşgörü ve kızgınlık arasında gidip gelen davranış değişikliklerine sebep olur.
2- Tek çocuk birden büyük çocuk olur. Sorumluluklar üstlenir.
3- Önceden sahip olduğu ayrıcalığı sürdürmek ister. Bu durum kendini imtiyazlı görmesine kardeşlerinin faaliyetlerine katılmasına sebep olur.

21 Ekim 2011 Cuma

Gelişim Zihin Haritası

İŞİTME ENGELLİ ÇOCUKLARIN ÖZELLİKLERİ

İŞİTME ENGELLİ ÇOCUKLARIN ÖZELLİKLERİ
İşitme engelli bireylerin özellikleri ile ilgili genel bir çerçeve çizilebilir. Ancak işitme engelli her bireyin kişisel bazı özellikleri özrünün tipine, derecesine ve içinde bulunduğu çevresel faktörlere göre farklılık göstermektedir. Burada yukarıda belirtildiği gibi genel bir çerçeve çizilecektir.

a. Motor Gelişim: İşitme engelli çocuklar 0-2 yaş döneminde normal işiten yaşıtlarıyla aynı gelişimsel basamaklardan zamanında geçmektedirler. Ancak yapılan araştırmalarda, daha ileri yaş dönemlerinde işitme özürlü çocuklarda işitme kanalı ve sinirlerindeki hasarlardan dolayı denge ve vücut koordinasyonu ile ilgili becerilerde gecikmeler veya yetersizlikler gözlenebilir. 6-10 yaşları arasındaki çocuklarla yapılan çalışmalarda denge tahtasında ileriye-geriye doğru yürüme, tek ayak üzerinde durma, sıçrama, atlama, vücut pozisyonunu değiştirme gibi kaba motor becerilerde ve ayakkabı bağcığını delikten geçirme-bağlama, ipe boncuk dizme, aynı anda iki eli kullanarak iki farklı etkinlik yapma, kesme, kalem tutma gibi ince motor becerilerde işitme engelli çocukların, normal gelişim gösteren yaşıtlarına oranla daha az başarılı oldukları bulunmuştur (Lewis, 1992; Güven ve Bal, 1992; Baldemir ve Bal, 1995; Darıca ve Tanju, 1995; Erden ve Otman, 1996; Bal ve Tanju, 1997 a; Bal ve Tanju, 1997b; Bal ve Tanju, 1997e).
Tompkins, 1999).

Ayrıca, istenilen davranışın gerçekleşmesinde hareketlerin izlenmesi ya da yerine getirilmesi ile ilgili sözel ifadeleri ve sözel yönergeleri işitme duyusunu kullanarak algılayamamaları büyük - küçük kas motor gelişim alanında farklılıkların görülmesine neden olmaktadır. Ebeveynlerin çocuğun yaş özelliğine göre değişik koruyucu tutumlara girmesi işitme engelli çocukların sosyal ortamlarda bu alanda deneyimler edinmesini engelleyebilmektedir (Pektaş, 1993).

b. Dil gelişimi: Doğuştan işitme duyusunu kaybeden bebekler yaşıtları gibi 9. aya kadar doğal sesleri üretmektedir. Fakat bu aylardan sonra kendi ürettiği sesleri ve çevreden gelen sesli uyaranları işitme duyusuyla algılayamadıklarından ses üretimi yavaşlamakta ve bebek giderek sessizleşmektedir (Lewis, 1992).

İşitme engelli bir çocuğun işitme duyularının fonksiyonunu tam olarak yerine getirememesi nedeniyle dil gelişimi aşamalarında normal şekilde ilerleme göstermemesi pek çok probleme neden olmaktadır (Pektaş, 1993).

İşitme özrünün dil ve konuşma bozukluğu ortaya çıkarması üç faktöre bağlıdır. Bu faktörler işitme özrünün meydana geldiği yaş, işitme özrünün derecesi ve işitme özrünün tipidir.

Genel olarak işitme özrü konuşmayı geciktirmekte, artikülasyon ve ses bozuklukları meydana getirmektedir. Ancak işitme kaybı konuşma kazanıldıktan sonraki bir devrede meydana gelir ve hafif olursa dil ve konuşma hemen hemen hiç etkilenmemekte çok hafif ses ve artikülasyon bozuklukları görülebilmektedir. Konuşma öğrenilmeden meydana gelen orta ve ileri derecedeki bir işitme özrü ise önemli ölçüde dil ve konuşma bozukluklarına neden olmakta, özellik ileri düzeyde ses ve artikülasyon bozuklukları ile dilin içeriği, yapısı, anlamı ve kullanımı ile ilgili ciddi problemlere neden olmaktadır. Kısacası, işitme kaybının meydana geldiği yaş ve derecesi dilin kazanımı ve konuşma gelişiminde etkili olmaktadır.

İşitme özrünün meydana geldiği yere göre dil becerileri incelendiğinde, iletimsel tip işitme kaybında hemen hiç etkilenme görülmemekte diğer tiplerde ise önemli konuşma bozuklukları görülebilmektedir (Özsoy, 1971; Culatta ve Tompkins, 1999).

İşitme engelli çocuklarda dil gelişimi normal işiten çocuklarda olduğu gibi aynı sırayı izlemektedir. Ancak işitme engelliler özel eğitim programları sonucu bunu başarabilmektedirler (Lewis, 1992).

c. Zihinsel Gelişim: İşitme problemi olan bireylerin sözel olmayan zeka testlerinden aldıkları puanlar işiten akranlarıyla yaklaşık aynı düzeydedir. Ancak dil becerileri il ilgili güçlükleri doğal olarak akademik performanslarını etkilemektedir. Normal yaşıtları gibi zihinsel gelişim alanına ait tanıma, ayırt etme, eşleştirme, gruplama yada sınıflandırma gibi zihinsel süreçlere sahip olmalarına rağmen kedi kendine çevreyi araştırarak bir şey öğrenebilmeleri ve düşünce sistemini geliştirebilmeleri dile bağlı yetersizliklerinden dolayı mümkün olmamaktadır. Ancak yukarıda da bahsedildiği gibi sözel olmayan dil performansını değerlendirmeyi öne çıkaran testlerde başarılı oldukları nesneleri eşleştirme, benzerlikleri bulma gruplama, resimler arasındaki farklılıkları görsel olarak saptama, görsel olarak bir seri resmi sıralama gibi zihinsel etkinliklerde normal işiten yaşıtlarına benzer performans ortaya koydukları belirtilmektedir.

İşitme engelli çocuklar için görsel ipuçlarını kullanmaya yönelik etkinlikler düzenlenmediğinde sözlü iletişim becerileri yetersiz olduğu için kendi kendilerine çevreyi araştırarak bir şeyler öğrenmeleri, düşünce sistemlerini ve zihinsel süreçlerim geliştirmeleri mümkün olmamaktadır.
Okuma-yazma ve matematik becerileri daha geri olabilmekte akademik başarısızlık görülebilmektedir.

Dil becerilerinin zihinsel gelişim becerileriyle iç içe olmasından dolayı işitme özrünün derecesi zihinsel gelişimi etkilemektedir (Ergenç, 1995; Darıca ve ark., 1997; Culatta ve Tompkins, 1999).

d. Sosyal Gelişim: Sosyal ve kişisel uyum becerileri tıpkı normal işiten akranlarında olduğu gibi iletişim becerilerine ve aile üyeleri ve çevresindeki diğer kişilerle etkileşimlerine bağlıdır. İşitme engelli ailelerin işitme engelli çocuklarında, normal işiten ailelerin işitme engelli çocuklarına nazaran daha yüksek sosyal olgunluk seviyesi, işitme engeline uyum sağlama ve davranışlarını kontrol görülebilmektedir. Bu durum işaretle iletişimin erken dönemde
kullanılmaya başlanması ile bağlantılıdır (Culatta ve Tompkins, 1999).

İşitme engelli çocuk-işiten ebeveyn arasında ortak bir iletişim yaklaşımının ve modelinin kullanılmayışı, iletişimde karşısındaki kişinin verdiği ipucunu ve belli bir durumu anlamada güçlük doğuracaktır. İşiten anne-işitme engelli çocuk çiftinde ortak bir iletişim yaklaşımının ve modelinin kullanılamayışının sonucu olarak işiten annede iki baskın özellik (emir verme ve
kontrol) kendini göstermektedir. Annenin göstermiş olduğu bu iki özelliğin çocuğun sosyal ilişkilerinde olgunlaşamamasına neden olduğu öne sürülmektedir (Hadadian ve Rose, 1991; Caissie ve Çöle, 1993).

İşitme engelli bireylerin aileleri normal işiten çocukların ailelerine göre aşırı koruyucu, daha az izin verici, daha az cesaretlendirici ve daha az onaylayıcı olarak görülmektedir (Temel ve ark., 1998).
Bu bireylerde işitme yetersizliğinden kaynaklanan sorunlar tek başına büyük bir engel olmamaktadır. Asıl sorun, bunun iletişim eksikliğine sebep olmasıdır. Araştırmacılar, çocuğun iletişim kurma kabiliyetini anne – çocuk ilişkisinin çocuğa gerekli olumlu duyguları vermesine bağlamaktadır (Temel ve ark., 1998).

Bireyin sosyal yeterliliği ise normal işitmeye veya işitme engeline göre değişmemektedir. Sosyal güvenin algılanmasında, okula, sınıfa ve sosyal faaliyetlere katılım ve işiten arkadaşlar ile duygusal güven içinde olma önemli bulunmaktadır(Leigh ve Stinson, 1991).
Stinson'a göre işitme engelli bireyler, normal işitenlere göre daha düşük öz saygıya sahiptirler ve olayları kontrol etmede kendilerini yetersiz algılamaktadırlar. Bu konudaki önemli faktörler ise ailenin tipi, akranları ile aynı dili kullanmadaki başarı ve yaşanılan çevrede arkadaşlar bulabilmektir. Tüm bu ilişkileri zorlamak öz benlik ve kimliğin sağlıklı gelişmesine destek vermektedir (Akt. Leigh ve Stinson, 1991).

İşitme engelli bireylerin okul dışında arkadaşları olmamaktadır. Buna sebep olarak engelinden dolayı iletişim kurmakta zorlanmayı ve işiten kişilerin kendilerini anlamamalarını göstermekte ve kendileri gibi engeli olan kişileri arkadaş olarak tercih etmektedirler (Temel ve ark.,1998).

Yararlanılan kaynaklar
1. ERSOY, Özlem-AVCI, Neslihan. Özel Eğitim Yapa Yayınları. İstanbul.
2. GÖKÇE, Fikret-KARTAL, Tekin. Özürlülerle İlgili Mevzuat. Ankara. 2002
3. YÜKSEL, Nevzat. Ruhsal Hastalıklar. Çizgi Tıp Yayınevi. Ankara. 2001
4. ÖZTÜRK, Orhan. Ruh Sağlığı ve Bozuklukları. Nobel Tıp Kitapevi. Ankara. 5. KARATAŞ, Kasım. Görme Özürlülerin Eğitimi. Ankara. 2000

İŞİTME ENGELLİ ÇOCUKLAR SADECE İŞİTMESİ YÖNÜNDEN Mİ FARKLIDIR?

İŞİTME ENGELLİ ÇOCUKLAR SADECE İŞİTMESİ YÖNÜNDEN Mİ FARKLIDIR?

İşitme engelli çocuklar, işitme yetersizliklerinin özelliğine bağlı olarak gelişim 14sürecinde bazı farklılıklar gösterebilirler. Ancak, bu onların işiten akranlarından tamamen farklı olduğu anlamına gelmez. Eğitimdeki amaçlarımızdan biri de, işitme yetersizliğine sahip çocukların, bu yetersizliklerinden doğan farklılıkları eğitim ve öğretim ile en aza indirebilmektedir.



Dil Gelişimi



Dil gelişimi, işitme engelli çocukların, en çok etkilendiği gelişim alanlarından birisidir. İşiten çocukta dil kazanımı, birbirine bağlı aşamalardan meydana gelir. Buna göre; sesleri işitemeyen ve sözel uyaranları algılayamayan çocuğun dil kazanımı tam olarak gerçekleşemez.





Hayatın ilk yıllarında işitme engelli çocuklar, dil gelişimi açısından işiten yaşıtlarına benzer bir gelişim gösterirler. Çok ileri derecedeki işitme engelli bebekler, sadece görme alanları içindeki nesne ve olaylarla ilgilenirken, işiten çocuklar, işittikleri seslere tepki verir, kendi çıkardıkları sesleri duyarak, seslerini kontrol edebilirler. İşiten çocuklarla ebeveynleri arasında çocuğun çıkardığı sesleri, verdiği tepkileri pekiştirmeye, yönelik aktif bir iletişim hüküm sürerken, işitme engelli çocukların pek çoğunda bu durum daha farklı gelişir. Çocuğunun engelli olduğunu öğrenen ailenin, çocukla sözel iletişimi azalabilir. Çocuğun sözel tepkilerinin az olması, ailenin çocukla iletişimini etkiler. Ailenin kullandığı ifadeler kısa, basit, abartılı bir hal alabilir. Bunun sonucunda, işitme engelli bebeklerde, ilk dönemlerde gözlemlenen ses çıkarmalar yaklaşık 9 aydan sonra kaybolur, taklitler ortadan kalkar, sesin kaynağına yönelme davranışı görülmez. İşiten çocuklar gibi tesadüfi öğrenmeleri gerçekleştiremez ve gelişimlerini tamamlayabilmek için destek eğitime ihtiyaç duyarlar.



İşitme engelli çocukla iletişimin azalması, çocuğun, sadece dil gelişimini değil, bunun beraberinde sosyal ve duygusal gelişimini de olumsuz yönde etkiler. Bu nedenle ne kadar zor olursa olsun, çocukla normal ve doğal iletişime devam edilmesi çok önemlidir.




İşitme engelli çocuklar, dil gelişimi açısından işiten akranlarına benzer bir gelişim gösterdikleri için eğitimcilerin işiten çocuklardaki dil gelişimi aşamalarını (ek 1) bilmeleri önemlidir.







Bilişsel Gelişim



Bilişsel gelişim sürecinde dil, önemli bir yer tutar. İşitme engelli çocukların, dil becerilerindeki ve kavram gelişimlerindeki yetersizlik, işitsel girdinin az olması, bilişsel gelişim sürecini de olumsuz olarak etkiler. Bu durum çocuğun eğitim ve yaşantı eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Çocuk, düşüncelerini ifade etmede ve başkalarının düşüncelerini anlamada engellerle karşılaşır. Buna rağmen işitme engelli çocuklar normal işiten akranlarından bilişsel becerilerde çok fazla geri kalmış değillerdir. Erken tanılandıklarında ve erken eğitime alındıklarında, bir çok çocuk, engeline rağmen, akranlarını yalnızca birkaç yıl geriden takip eder.




İşitme Engelli Öğrencilerin Akademik Başarı Düzeyleri



Sınıf içindeki öğretimin en büyük aracı sözel iletişimdir. Okulda öğretim, sözlü ve yazılı dil aracılığıyla yapılmaktadır. İşitme engelli çocuklar, dil ediniminde ve kavram gelişiminde yaşadıkları güçlüklerden dolayı, okuma yazma gibi dilin kullanımı gerektiren akademik becerileri kazanmada problem yaşayabilmektedirler. Dile dayalı olmayan akademik becerilerde ise işitme engelli çocukların işiten akranlarından çok farklı olmadıkları söylenebilmektedir.



Okuma-anlama gibi dile dayalı becerileri kazanmada yaşanan sorunların altında yatan bir neden, bu çocukların dillerinin gerek anlama boyutunda, gerekse ifade boyutunda yeterli bir şekilde gelişmemiş olmasıdır.





İşitme engelli çocukların eğitiminde en önemli dört faktörün erken tanı, teknolojik gelişmeler, aile eğitimi ve okul eğitimi olduğu bildirilmiştir. Bu çocukların almış oldukları tanı, odyolojik hizmetler, aile eğitimi ve okul eğitimleri, dil gelişimlerini dolayısıyla ulaştıkları eğitim düzeylerini ve sonuçta da ilerideki yaşamlarını ciddi bir biçimde etkileyebilmektedir.







İşitme engelli çocuklar, eğitim sürecinde okumaya başladıklarında, yeterli olmayan dil gelişimleri de dikkate alınarak, eğitim ve öğretimde, bu çocuklara uygun araç-gerecin kullanılması, en az sınırlandırmış ortamlarda eğitim ve öğretimin gerçekleştirilmesi, bu çocukların başarılarını etkileyen önemli bir faktör olacaktır. İşitme engelli çocukların, yaşantılara dayanan ve dil seviyelerine uygun, dili sadeleştirilmiş metinler ve şematik resimler gibi tüm duyularına hitap eden, eğitim araç ve gereçlerine ihtiyaçları vardır. Öğretimde kullanılacak araç ve gereçlerin çocuğun, ailesinin ve toplumun ihtiyaçlarına uygun olarak seçimi, belirlenen eğitimsel hedeflere ulaşabilmeyi kolaylaştıracaktır.



Sosyal ve Duygusal Gelişim



Çocuk doğumdan itibaren öncelikle ailesi, daha sonra da yakın çevresi ile etkileşime geçer. Aile–çocuk etkileşimi, çocuğun sosyal ve duygusal gelişiminde en önemli faktördür. İletişim kurmak; aile ile çocuğun düşüncelerini, toplumsal değerlerini, sosyal hayatı paylaşması sonucunu doğurur. Aileler, çocuklarının engelini fark ettikten sonra reddetme ve inkar gibi çocukla iletişimlerinin azalmasına neden olan bir takım süreçlerden geçerler. Bu durum çocuğun sosyal ve duygusal gelişimine olumsuz bir zemin oluşturur. Aileyle olan iletişimin giderek azalması zaman içinde toplumla olan iletişime de yansır. Bu durum da çocuğun sosyal ve duygusal gelişimini olumsuz olarak etkiler.



Çocuğun sosyal ve duygusal gelişiminde, akranları ile öğretmenleri de önemli rol oynarlar. Akranların ve öğretmenlerin, engelli çocukla kolay ve etkili iletişime girmesi ile çocuk sosyal kuralları, konuşmada kullanılan kuralları, farklı durumlara uygun tepki vermeyi, kişilerle yakın ilişkiler kurmayı öğrenebilir. Buna rağmen eğer çocukla iletişim kurulmuyor ya da iletişim için çok az zaman harcanıyorsa, çocuğun sosyal çevrenin bir parçası olması, olumlu benlik algısı geliştirmesi gibi konularda problemler yaşanır.






İşitme engelli çocuklar, ihtiyaçlarını sözlü olarak ifade etmede yetersiz kalırlar. Aileleri ve arkadaşları onların duygu ve düşüncelerini anlamakta zorlanırlar. Böyle durumlarda işitme engelli çocuklar kendilerini kötü hissedebilir ve bu çocukların kendilerine olan özgüvenleri zedelenebilir. Çoğu kez, topluma uyum sağlamada zorluk çeker, kendilerini soyutlanmış hissedebilirler.



Küçük yaştan itibaren işitme engelli çocuklara, işiten çocuklardan farklı davranmayarak, onları engellerine rağmen bu toplumun etkin bireyleri haline getirebilmek için okul ve aile işbirliği yapmalı, çocuk için mümkün olan en uygun öğrenme ortamları sağlanmalıdır.

19 Ekim 2011 Çarşamba

Tübitak Öğrenme


İNSANLAR YAĞMUR ALTINDA NİÇİN BAŞLARINI EĞİYOR OLABİLİR? 
Konuya öğrenme kuramları çerçevesinde yaklaşalım. Yağmurun insanda barınma ihtiyacı hissettiren doğal bir olay olduğunu düşünebiliriz. Çünkü yağmura maruz kalmak ve sonrasında kurulanamamak üşütmemize, savunma sistemimizin zayıflamasına ve sonrasındaysa her türlü viral ve bakteriyel enfeksiyonlara yakalanmamıza neden olabiliyor. Bu nedenden ötürü, yağmur bizlerde üstü kapalı ve korunaklı bir alana sığınma davranışını tetikliyor. Peki, bu davranış nasıl tetikleniyor. Elbette ki, eğer ki sözünü ettiğimiz birincil bir güdü ve o güdüyü dolaysız ve araçsız tetikleyen doğal bir uyaransa klasik koşullanma kuramının da üzerine kurulduğu koşulsuz uyaran - koşulsuz yanıt ilişkisinden bahsetmemiz gerekiyor. Nasıl ki açlık yemek yeme davranışını, susuzluk su içme davranışını tetikliyorsa, yağmur da bir barınak bulma davranışını tetikliyor.
Davranışçı ekol ve öğrenme kuramlarının birçoğu çevremizdeki her türlü uyarana verdiğimiz yanıtlardan bahsediyor. Bu öyle bir zincir ki, her bir uyaran zinciri, kendisiyle bağlantısı kurulmuş yanıt zincirlerini tetikliyor. Zaten davranışçı psikologlar, öğrenmenin zaman almasını da bu zincirin öğrenilmesinin ve uyaran-yanıt ilişkilerinin kurulmasının zaman almasına bağlıyorlar. Buradaki zincirimiz, yağmur uyaranına karşı verdiğimiz kapalı bir mekâna sığınma yanıtını oluşturuyor. Atalarımızın şartlarını düşündüğümüzde, yaşadıkları ya da sığındıkları alanlar girişi basık mağaralardan oluşuyordu. Haliyle bu mağaraya girmek için başlarını eğmek zorunda kalıyorlardı. Benzer şekilde, günümüzde de yağmur yağdığında altına girdiğimiz brandalar vs... kimi zaman basık ve kafamızı eğerek girebildiğimiz korunaklar. Daha açık bir deyişle atalarımızdan devraldığımız davranış kalıpları halen basık brandalar gibi alçak korunak sistemleriyle ödüllendirilmekte. Dolayısıyla, yağmur yağdığında, bizlerde otomatik olarak başımızı eğerek bir sığınağa girme davranışı tetikleniyor. Ancak, bu uyaran-yanıt ilişkisinde kimi zaman yanıtların aralarındaki ilişkiler öyle kuvvetleniyor ki, baştaki uyaran sondaki bir yanıtı da tetikleyebiliyor. Tıpkı bizim durumumuzdaki gibi. Yağmur yağdığında, henüz civarda bir barınak bulunmamasına rağmen insanlarda kafa eğme davranışı gözlemlenebiliyor. Bu merkez açıklamamızdan sonra, gözlemin de insan davranışlarındaki önemine parmak basmamızda fayda var. Yağmura karşı pek çok kişi başını eğerek yanıt verince, sosyal çevresini sürekli olarak gözlemleyen diğerlerinde de aynı davranışta bulunma eğilimi oluşuyor.
ETKİLİ ÖĞRENME

"Galiba sınavdan kötü not alacağım, ben niye başarısız oluyorum?"
"Galiba sınavdan kötü not alacağım, ben niye başarısız oluyorum?"
Her gün binlerce çocuğun kafasını kurcalayan bu soru belki de etkili öğrenme yöntemleriyle çözülebilecek basit bir sorundan öte olmayabiliyor. Son yollarda uzmanların üzerine basa basa tekrarladıkları bir bulgu var:
Öğrenme tipleri bireyden bireye farklılaşıyor ve her öğrenme tipine ilişkin etkili öğretme biçimleri de buna paralel olarak değişim gösteriyor.
Peki, öğrenme nedir?
Geçmiş deneyimlerin etkisiyle kişinin verdiği yanıtlarda beliren kalıcı değişimlere öğrenme deniliyor. Öğrenme kuramlarının çoğu davranışlarımızı şekillendirenin deneyimlerimiz olduğu konusunda ortak bir paydada buluşuyor ve öğrenmeyi, çevresel koşullara adaptasyon/ uyum gösteren bir süreç olarak tanımlıyor.
Felder Modeli'nden Öğrenmeye Bakış:
"Farklı Öğrenme Tipleri"
Bu modele göre her öğrenci, farklı bir öğrenme tipi içerisinde değerlendiriliyor. Bu farklı öğrenme tiplerine bir göz atacak olursak:
1.) ÖĞRENCİNİN BİLGİYİ İŞLEME TERCİHİNE GÖRE;
AKTİF ÖĞRENCİ
DÜŞÜNSEL ÖĞRENCİ
Bilgiyi, fikirlerini diğerleriyle paylaşıp tartışmalara katılarak ya da uygulamalar
yaparak öğreniyor.
Öncelikle bilgi üzerine tek başına sessizce düşünmeyi tercih ediyor.
"Hadi deneyelim ve nasıl işlediğini
görelim."
"Öncelikle bilgi hakkında etraflıcadüşünelim."
Grup çalışmalarına yatkın.
Yalnız çalışmayı tercih ediyor.
Not alarak ders dinlemeyi sevmiyor
Aktif öğrencilere nazaran daha iyi
not tutuyor.
Öğrencinin konuşup hareket ettiği dersler
Öğrencinin izleyip dinlediği dersler.
2.) ÖĞRENCİNİN BİLGİYİ ALGILAMA YÖNTEMİNE GÖRE;
DUYUMSAL ÖĞRENCİ
SEZGİSEL ÖĞRENCİ
Kanıtlanmış gerçeklikleri öğrenme eğiliminde oluyor.
Farklı olasılık ya da ilişkileri keşfetme eğiliminde oluyor.
Soruları iyi çalışan yöntemler üzerinden çözmeyi seviyor ve beklenmedik sorulardan hoşlanmıyor.
Tekrarları sevmiyor, yeni şeylerin peşinden gidiyor. Sınıfta tartışılmamış materyaller üzerinden test edilmekten çekinmiyor.
Ayrıntılar konusunda sabırlı ve laboratuar çalışmalarını seviyor.
Yeni kavramları kapmakta başarılı ve matematiksel formüllerle sıkıntı yaşamıyor.
Uygulama yapma eğiliminde ve dikkatli.
Hızlı çalışmayı seviyor.
Gerçek dünyayla ilişkili olmayan derslerden hoşlanmıyor.
Fazla ezber ve alışıldık hesaplar gerektiren derslerden hoşlanmıyor.
Gerçeklere dayanan dersler.
Kavramsal, teorik dersler.
3.) ÖĞRENCİNİN BİLGİYİ KAPARKEN DAHA ÇOK HANGİ BİLGİ KANALINI KULLANDIĞINA GÖRE;
GÖRSEL ÖĞRENCİ
SÖZEL ÖĞRENCİ
Resim, diyagram, grafik ve ifadeleri tercih ediyor.
Yazılı ve sözlü tanımlamalar ila gösteri sunumlarını tercih ediyor.
4.) ÖĞRENCİNİN BİLGİYİ DÜZENLEME YOLLARINDAN HANGİSİNİ TERCİH ETTİĞİNE GÖRE;
TÜMEVARIMCI ÖĞRENCİ
TÜMDENGELİMCİ ÖĞRENCİ
Bilgiyi, her biri birbirini izleyen, doğrusal nitelikli nedenselliklerle değerlendirmeyi tercih ediyor.
Bilgiyi, parçaları karışık alarak ve bütünsel değerlendirmeyi bağlantıları bir anda görmeyi seçiyor.
Özelden genele gelişen sunumları tercih ediyor.
Genelden özele giden sunumları tercih ediyor.
Soruları mantıksal aşamaları bir bir geçerek çözüyor.
Eğer ki genel resmi edinebildiyse, soruları bir anda çabucak çözüyor. Ancak nasıl çözdüğünü anlatırken
zorlanıyor.

Biliyor muydunuz ???
Yapılan bir araştırmaya göre öğrenciler;
Okuduklarının 10% unu;
İşittiklerinin 26% sını;
Gördüklerinin 30% unu;
Görüp işittiklerinin %50 sini;
Söylediklerinin 70% ini;
Yaptıkları şey konusunda söylediklerinin 90% ını akıllarında tutuyor
Felder Modeli Başarı İçin Öğrencilere Ne Öneriyor?
Aktif Öğrenciler: Eğer ki tartışma ve problem çözme aktivitelerinin az yapıldığı bir sınıfta öğretim görüyorsanız, kendi içinizde küçük gruplar oluşturarak ders konularını sırayla birbirinize anlatabileceğiniz öneriliyor. Diğerleriyle çalışmalar yaparak hangi konulardan test edilebileceğinize dair fikir sahibi olmanız ve bu sorulara karşı yanıtlarınızı hazırlamanız da verilen ipuçları arasında.
Düşünsel Öğrenciler: Gelen yeni bilgiler üzerine düşünmeye zamanınızın olmadığı bir sınıfta öğretim görüyorsanız bilgileri yalnızca okuyup ezberlemeniz değil çeşitli zaman aralıklarıyla tekrarlar yaparak olası soru ve uygulamalarına dair düşünmeniz öneriliyor. Okuduklarınız hakkında alacağınız ufak notların da yararının olacağı tüyolar arasında.
Duyumsal Öğrenciler: Duyumsal öğrenciler bilgiyi en iyi gerçek dünyayla bağdaştırdıklarında anlayabiliyorlar. Eğer ki pek çok materyalin soyut ve teorik olduğu bir sınıftalarsa öğretmenden kavramlar hakkında örnekler vermesini rica etmeleri öneriliyor.Eğer ki bundan da tatmin olamazlarsa arkadaşlarıyla konu hakkında beyin fırtınası yapmaları sunulan çözümler arasında.
Sezgisel Öğrenciler: Özellikle de ezber ve formüller üzerinden giden bir dersteyseniz, konular arasındaki bağlantıları bulmanız ya da öğretmene sormanız tavsiye ediliyor. Ayrıca testte sabırsızlık dolayısıyla yanlışlar yapabileceğiniz de söylenenler arasında. Bu nedenle de soruları sonuna kadar okuyup ve yanıtlarınızın üzerinden mutlaka tekrar geçmeniz öneriliyor.
Görsel Öğrenciler: Eğer ki görsel bir öğrencisiyseniz konuyla ilgili diyagramlar, şemalar, fotoğraflar ve daha pek çok görsel materyaller bulmanız öneriliyor. Bu konuda öğrencilerin hocalarından referans kaynak ya da CD sürümleri isteyebilecekleri de tavsiyeler arasında. Konuyla ilgili kavram haritaları oluşturarak önemli noktaları kare içerisine alabileceğiniz, altlarını çizebileceğiniz, örneğin bir konuyla ilgili tüm ayrıntıları aynı renkle renklendirebileceğiniz söyleniyor.
Sözel Öğrenciler: Konuyla ilgili kendi cümlelerinizle özetler ve konu planları çıkarmanız öneriliyor. Grup halinde yapılan çalışmalardan büyük verim alabileceğiniz de söylenenler arasında. Arkadaşlarınıza yapacağınız konu anlatımlarının size büyük katkısının bulunacağı belirtiliyor.
Tümdengelimci Öğrenciler: Ayrıntılara girmeden önce genel resmi yakalayabilmeniz gerekiyor. Eğer ki öğretmen yeni konulara diğerleriyle herhangi bir bağlantı kurmadan direk olarak başlarsa sizin için sorun yaratabiliyor. Bir üniteye başlamadan önce ünitenin bütününe göz gezdirmeniz sizin için yararlı olabiliyor. Yeni öğrendiğiniz bilgileri daha önceden bildiklerinizle ilişkilendirmeye çalışmanız da öneriler arasında.
Tümevarımcı Öğrenciler: Bütüne adım adım yaklaşmayı tercih eden bu öğrencilerin doğrusal nedensellik barındıran mantıksal konu şemaları çıkarabilecekleri öneriliyor. Bütünsel bakış açılarını ise yeni öğrendiklerini eski bilgilerle bağdaştırarak geliştirebileceklerine dikkat çekiliyor.